Mutluluğun Resmi :)

26 Oca

 

8 Güvenlik Kuralı

24 Oca

Öğretmenler de bireydir ama…

22 Oca

Facebook hesabımda pekçok öğretmen arkadaşım var. Öğretmen oluşları onların paylaşımlarını daha bir dikkatle incelemeye yöneltiyor beni. Paylaşımlarını ve öğrencileriyle yaptıkları yazışmaları. Bazen o kadar rahatsız oluyorum ki… Öğrencilerinin okuyacağını bile bile, bir öğretmen nasıl böyle şeyler paylaşabilir diye soruyorum kendime. Düşünüyorum düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum.

Mesela,

“Kürtler hayvandır” diyen öğretmen arkadaşıma, “Sınıfında Kürt kökenli öğrencin yok mu senin?” diye sormak istiyorum.

Sınıfında olmasa bile, bir ırka mensup kişiler hakkında böylesi iğrenç bir ifadeyi bir öğretmen olarak, bir insan olarak nasıl kullanabilirsin? demek istiyorum hatta…

Belki Kürdüm ben, sen bilmiyorsun.. Yüzüme söyleyemeyeceğin bir şeyi Facebook’ta nasıl gözüme sokuyorsun.

“Bedelliye gidenler şerefsizdir” diyen öğretmen arkadaşıma da hakeza benzer şeyler sormak istiyorum. Bedelli askerliği doğru bulmuyorum, parası olanın bedel ödeyerek askerlik borcundan kurtulmasını, parası olmayanların ise doğdukları anda üzerlerine bu borcun yazılmasını adaletsizlik olarak görüyorum, diyebilirsin. Fikrini ifade etmek hakkındır.. Ama hakaret de nesi?

Daha birçok örnek.

Bir öğretmen. Arkadaş listesinde eski-yeni birçok öğrencileri var. Yasak olduğu için muhtemelen siyaset ve din hakkındaki görüşlerini empoze edemiyor öğrencilerine ama Facebook’ta kim tutar onu?

Ayrılıkçı, bölücü, kin ve nefret duygularını uyandırıcı paylaşımlarıyla gencecik öğrencilerini nelere yönlendiriyor.

Ona saygı duyan, sözünü önemseyen 13 yaşındaki bir erkek çocuğunu düşünün.

İleride biri eline silah tutuştursa, “Falancayı git vur, o Türk düşmanı” dese.. Ne olur?

Çete mi aranır bu çocuğa bu işi yaptırttı diye?

Ben söyleyeyim, aranması gereken o öğretmendir.

Öğretmenler de bireydir, özgür düşünceleri vardır evet. Ve paylaşmak da herkes kadar haklarıdır. Ama eğer bu paylaşımları öğretmenlik mesleğinin gereklerine uygun olarak yapmayacaklarsa listelerine öğrencilerini eklememeliler. Küçücük zihinleri sadece “kendi doğruları” ile doldurmaları hakları değildir. Onlar özgür düşüncenin, farklı inanmanın, farklı bakmanın yolunu açmalılar o çocuklara. Tek tipleşmenin, ötekini kabul etmemenin, bölmenin, dağıtmanın yolunu değil…

Kabuslar görüyorum.

Oğlumu, onun taptaze zihnini ya böyle bir öğretmen kirletirse diye…

Bence Milli Eğitim Bakanlığı bu işe el atmalı. Onca sene eğitim fakültesinde okuyup, onca sene de eğitim işiyle uğraştıktan sonra sosyal medyada öğrencilerinin gözü önünde nasıl yazacağını bilmeyen biri öğretmenlik yapmamalı.. Derhal meslekten men edilmeli…

 

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 30 other followers