Öğretmenler de bireydir ama…

22 Oca

Facebook hesabımda pekçok öğretmen arkadaşım var. Öğretmen oluşları onların paylaşımlarını daha bir dikkatle incelemeye yöneltiyor beni. Paylaşımlarını ve öğrencileriyle yaptıkları yazışmaları. Bazen o kadar rahatsız oluyorum ki… Öğrencilerinin okuyacağını bile bile, bir öğretmen nasıl böyle şeyler paylaşabilir diye soruyorum kendime. Düşünüyorum düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum.

Mesela,

“Kürtler hayvandır” diyen öğretmen arkadaşıma, “Sınıfında Kürt kökenli öğrencin yok mu senin?” diye sormak istiyorum.

Sınıfında olmasa bile, bir ırka mensup kişiler hakkında böylesi iğrenç bir ifadeyi bir öğretmen olarak, bir insan olarak nasıl kullanabilirsin? demek istiyorum hatta…

Belki Kürdüm ben, sen bilmiyorsun.. Yüzüme söyleyemeyeceğin bir şeyi Facebook’ta nasıl gözüme sokuyorsun.

“Bedelliye gidenler şerefsizdir” diyen öğretmen arkadaşıma da hakeza benzer şeyler sormak istiyorum. Bedelli askerliği doğru bulmuyorum, parası olanın bedel ödeyerek askerlik borcundan kurtulmasını, parası olmayanların ise doğdukları anda üzerlerine bu borcun yazılmasını adaletsizlik olarak görüyorum, diyebilirsin. Fikrini ifade etmek hakkındır.. Ama hakaret de nesi?

Daha birçok örnek.

Bir öğretmen. Arkadaş listesinde eski-yeni birçok öğrencileri var. Yasak olduğu için muhtemelen siyaset ve din hakkındaki görüşlerini empoze edemiyor öğrencilerine ama Facebook’ta kim tutar onu?

Ayrılıkçı, bölücü, kin ve nefret duygularını uyandırıcı paylaşımlarıyla gencecik öğrencilerini nelere yönlendiriyor.

Ona saygı duyan, sözünü önemseyen 13 yaşındaki bir erkek çocuğunu düşünün.

İleride biri eline silah tutuştursa, “Falancayı git vur, o Türk düşmanı” dese.. Ne olur?

Çete mi aranır bu çocuğa bu işi yaptırttı diye?

Ben söyleyeyim, aranması gereken o öğretmendir.

Öğretmenler de bireydir, özgür düşünceleri vardır evet. Ve paylaşmak da herkes kadar haklarıdır. Ama eğer bu paylaşımları öğretmenlik mesleğinin gereklerine uygun olarak yapmayacaklarsa listelerine öğrencilerini eklememeliler. Küçücük zihinleri sadece “kendi doğruları” ile doldurmaları hakları değildir. Onlar özgür düşüncenin, farklı inanmanın, farklı bakmanın yolunu açmalılar o çocuklara. Tek tipleşmenin, ötekini kabul etmemenin, bölmenin, dağıtmanın yolunu değil…

Kabuslar görüyorum.

Oğlumu, onun taptaze zihnini ya böyle bir öğretmen kirletirse diye…

Bence Milli Eğitim Bakanlığı bu işe el atmalı. Onca sene eğitim fakültesinde okuyup, onca sene de eğitim işiyle uğraştıktan sonra sosyal medyada öğrencilerinin gözü önünde nasıl yazacağını bilmeyen biri öğretmenlik yapmamalı.. Derhal meslekten men edilmeli…

 

4 Yanıt to “Öğretmenler de bireydir ama…”

  1. saliha 23 Ocak 2012 15:38 #

    Çok önemli bir konuya değinmişsin. Kesinlikle sana katılıyorum.

  2. zeynep 23 Ocak 2012 16:58 #

    e sonra söyleyince “kötü kadın müzeyyen” oluyoruz :) sefillik yapmaya çok meslek erbabının hakkı var, öğretmenlerin yok. yapmasınlar! yok illa yapmak istiyorlarsa, öğretmenlik yapmasınlar, zaten öğretmenlik olmuyor o yaptıkları. iğfal etmek, ziyan etmek, kötülük etmek oluyor..

    saygılarımla :D

  3. birdamla 23 Ocak 2012 17:21 #

    çok hassas bir konuya değinmişsin.
    aklıma bir anaokulunda, okulun olduğu mahalleye girişte öğretmenin başörtüsünü çıkartması gerektiğini düşünen velilerle ilgili haber geldi.
    sadece varlığı ile çocukların zihninin etkilendiği söyleniyordu.
    yani bunun sınırı nedir?
    kime göre neye göre belirlenecek?
    bana uymadığı için mi sussun sanal ortamda veya orada burada?
    arkadaşımın eşi ders dışında bir cafede karşılaştığı öğrencilerine bir dergi tavsiye ettiği için meslekten atıldı.
    nasıl olacak bu durum?
    hassasiyet noktasında haklısın ve zor bir durum ama çift yönlü düşününce de garip geliyor işte…

  4. Hatice 24 Ocak 2012 12:39 #

    zeynep abla

    yarası olan gocunur deniyor o mevzuya, hakikaten “sefil” şu yukarıda anlattığım öğretmen tipi için en uygun kelime olabilir..

    birdamla,

    yazdıktan sonra ben de düşündüm ya bu iş ideoloji savaşlarına dönüşürse diye ki dönüşmesi muhtemel, verdiğin örnek de göz önünde tutulursa..
    ama aklıma başka bir çare de gelmiyor. fakültede, eğitimle geçirdiği onca yılda alamadığını hizmetiçi eğitimle mi aldıracaklar bazı öğretmenlere?
    özdenetim yoksa dış denetimden başka çare kalmıyor ama.. ama işte..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 30 other followers